Koronavirüs Son Durum-Salgın Ne Zaman Sona Erecek

31

Tarih, hastalıkların gücünü kaybettiğini ama nerdeyse hiçbir vakit gerçek anlamda yok olmadığını gösteriyor.

COVID-19 salgını ne vakit son bulacak? Aylardır dünya genelinde 51 milyonu geçkin COVID-19 olay ve 1.2 milyondan çok ölüm adedi ile beraber giderek çoğalan bir bıkkınlık ortamında bunun daha ne kadar vakitceğini merak ediyor olabilirsiniz. 

Salgının başından bu yana epidemiyologlar ve halk sağlığı eksperleri koronavirüsün yayılmasını denetim altına alma hedefiyle ileriyi tahmin etmek amacıyla matematiksel modelleri kullanıyor. Ancak bu bulaşıcı hastalık modeli aldatıcı. Epidemiyologlar modellerin kristal küre olmadıkları konusu ile ilgili uyarmakta, tahminleri birleştiren ya da suni zeka öğrenimi kullananları gibi birtakım ileri sürümleri dahi, ille de salgının ne vakit son bulacağını ya da ne kadar insanın öleceğini söyleyemiyor. 

Hastalık ve halk sağlığı üstüne çalışan bir tarihçi olarak, dört gözle ipuçlar beklemek yerine işlemiş salgınları neyin sona erdirdiğini görmek amacıyla işlemişe bir bakmanızı öneririm. 

Şu Anda Salgında Hangi Noktada Bulunmaktayız?

Salgının ilk vakitlarında, fazlası insan koronavirüsün öylece ortadan kaybolacağını umuyordu. Kimisi yaz sıcağı ile beraber kendi kendisine kaybolacağını savunuyordu. Diğerleri ise yeteri kadar insan enfekte olursa sürü bağışıklığının dehemmiyete gireceğini iddia etmişti. Ancak bunların hiçbiri olmadı. 

Sıkı testler ve ilişki takibinden sosyal uzaklığı koruma ve maske takmaya kadar salgını denetim altına alıp hafifletmek amacıyla olan bir grup toplum sağlığı girişimlerinin işe yaradığı kanıtlanmıştır. Bununla beraber virüsün dünya üstünde derhal derhal her yere yayıldığını düşünürsek, bu tür önlemler tek başına salgını bitiremez. Şimdi ise gözler eşi aynısı görülmemiş bir süratle sürdürülmekte olan aşı geliştirmeye çevrilmiş durumda. 

Yine de eksperler bizlere başarılı bir aşı ve etkili tedavi ile bile COVID-19’un hiçbir vakit ortadan kalkamayabileceğini söylüyor. Salgın dünyanın bir noktasında denetim altına alınsa bile, diğer noktalarda bulaşmalara sebep olarak büyük olasılıkla diğer yerlerde devam edecektir. Hatta bundan sonra direkt olarak bir salgın boyutunda bir tehdit olmasa bile koronavirüs büyük olasılıkla bölgesel bir salgın durumunu alacaktır ki bu da yavaş, vakitkli yayılmanın vakitceği manasına gelmektedir. Koronavirüs mevsimsel grip gibi daha ufak salgınlara yol açmaya devam edecektir. Salgınların işlemişi bu tarz can sıkıcı örneklerle doludur. 

Hastalıklar Bir Kez Ortaya Çıktı mı Nadiren Son Buluyorlar!

İster bakteri ister virüs ya da parazit kaynaklı olsun, geçen son birkaç bin senedir insanları etkilemiş olan derhal derhal tüm patojenler duruman aramızda zira onları tamamiyle yok etmek nerdeyse imkânsız. 

Aşılama ile yok edilmiş tek hastalık çiçek hastalığıdır. 1960’lar ve 1970’lerde Dünya Sıhhat Örgütü doğrulusunda yürütülen toplu aşı kampanyaları başarılı oldu ve 1980’de çiçek hastalığı tamamiyle yok edilen ilk ve duruman tek insan hastalığı olarak ilan edilmişti.

Öyle ki çiçek hastalığı gibi etkili ve iyimser hikayelere nadir rastlanmakta. Daha çok hastalıkların kalıcı olmaları bir kuraldır.

Örneğin sıtma gibi patojenlere bir bakalım. Parazitler vasıtasıyla sunulan bu patojen, nerdeyse insanlık kadar eskidir ve bugün ağır bir hastalık yüküne zorlamaktadır. 2018’de dünya genelinde aşağı yukarı 228 milyon sıtma olayı ve 405.000 ölüm gerçekleşmiştir. 1955’ten bu yana DDT ve klorin tüketimi ile desteklenmiş, sıtmayı ortadan kaldırmak amacıyla olan küresel programlar bir hayli başarı dayanıklııştır ama hastalık fazlası Küresel Güney üklesinde duruman bölgesel salgın halindedir. 

Benzer şekilde verem, cüzzam ve kızamık gibi hastalıklar birkaç bin senedir bizlerle beraber. Ve tüm çabalara rağmen, görünürde net bir imha görülmemektedir. 

Bu listeye grip ve COVID-19’a yol açan SARS, MERS ve SARS-CoV-2 dahil koronavirüsler ile beraber HIV ve Ebola virüs gibi oran olarak daha genç patojenleri eklerseniz, genel epidemiyolojik tablo netleşecektir. Hastalıkların küresel yükleri üstünde bir tetkik fazlası gelişmekte olan ülkelerde meydana gelen bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan senelik ölüm oranının dünya geneli ölümlerinin ama üçte biri bulunduğunu gösteriyor. 

Günümüzde küresel havacılık, küresel ısınma ve bölgesel problemler çağında, bizler canlı ve dayanıklı kalan çok daha eski hastalıkları çekmeye devam eder iken vakitkli olarak da bulaşıcı hastalıkların meydana çıkması tehdidine maruz kalmaktayız. 

İnsan toplumlarını etkileyen patojenler listesine bir kere eklendi mi, fazlası bulaşıcı hastalık kalıcıdır. 

Geçmiş Salgınlara Sebebiyet Veren Veba, Şu Anda Bile Birden Çıkabiliyor!

Halihazırda etkili aşıları ve tedavileri olan hastalıklarda bile can kaybı olayı devam ediyor. Muhtemel olarak hiçbir hastalık bu konuyu insanlık tarihinin en ölümcül bulaşıcı hastalığı olan vebadan da daha iyi anlatamamaktadır. Bugün bile adı dehşet ile eş anlamlı olmaya devam etmektedir umarız ki unutulur. 

Veba, Yersinia pestis bakterisinden kaynaklanmaktadır. Son 5.000 senedir yüz milyonlarca insanı öldürmüş sonsuz bölgesel salgın ve belgelenmiş en az 3 veba salgını gerçekleşmiştir. Bütün salgınların tanınan en kötüsü ise 14. yüzyıl ortalarındaki Kara Veba’dır.

Ancak Kara Veba tekil bir patlak muhakkak değildi. Veba her on senede bir ya da daha sık olarak nüksediyordu, her defasında esasen sarsılmış toplumları vuruyor ve en az 6 yüzyıl boyunca büyük zararlar veriyordu. 19. yüzyıldaki sıhhi devrimden evvelce bile, her salgın sıcaklık, nem ve virüs sahiplerinin, taşıyıcıların ve yeterli sayıda duyarlı kişilerin mevcudiyetindeki farklılıkların bir neticesi olarak aylar ve birtakım durumlarda seneler içersinde yavaş yavaş yatışmakta idi. 

Bazı toplumlar Kara Veba’nın sebep bulunduğu zararı oran olarak acele kapatıyordu. Diğerleri ise hiçbir vakit kapatamadı. Örneğin, ortaçağ Mısır’ı salgının özellikle tarım sektörünü harap eden kalıcı etkilerinden tam olarak çıkamamıştı. Azalan nüfusların giderek çoğalan tesirlerini telafi etmek imkânsız duruma gelmişti. Memlük Devleti’nin de kademeli gerilemesine ve iki yüzyıldan kısa vakit ortamında Osmanlılar doğrulusunda fethine yol açmıştır. 

Aynı devlet yıkan veba bakterisi bugün bile bizlerle beraber ki bu da patojenlerin çok uzun vakit kalıcılıkları ve dirençleri konusunda bir hatırlatıcıdır. 

Umarım COVID-19 bin senelerce sürmeyecektir. Ancak başarılı bir aşı imkan kadar, ki hem de olsa bile, hiç kimse güvende değil. Bu noktada politikalar hayati ehemmiyet taşıyor: Aşılama uygulamaları seyreltildiğinde, hastalıklar tekrardan zırh giyip kılıç kuşanabilir. Aşılama girişimleri azalır azalmaz tekrardan hortlayan bir bela haline gelen kızamık ve çocuk felcine bir bakın. 

Bu kadar tarihsel ve güncel örnekleri düşünürsek, insanlık COVID-19’a namacıyla olan koronavirüsün izlenebilir ve yok edilebilir bir patojen bulunduğunu kanıtlayacağını umabilir. Ancak salgınların tarihi bize aksini düşünmeyi öğretiyor.

Bir cevap yazın